Geçenlerde aşk üzerine bir araştırma okuyordum. 800 kişiye vücutlarının hangi bölgelerinde farklı aşk türlerini hissettikleri sorulmuştu (cinsel veya romantik, arkadaşlara veya hayvanlara karşı duyulan aşk vb.).
İlk sonuç, şaşırtıcı değil: çoğunlukla göğüs ve baş bölgesinde görülüyor.
Daha ilginç bir bulgu daha: bazı sevgi türleri öncelikle zihinde hissedilir (yabancılara veya kendi ülkesine duyulan sevgi), diğerleri ise göğüste, hatta tüm vücutta hissedilir (ömür boyu süren sevgi veya tutkulu sevgi). Sevgi bir duygudur, bu nedenle bedenin dahil olması mantıklıdır; ve sevgi ne kadar güçlü olursa, bedeni o kadar çok harekete geçirir.
Bu, pozitif psikolojinin çalışmalarını doğruluyor ve tüm sevgi biçimleri arasında biyolojik ve psikolojik bir süreklilik olduğunu gösteriyor: sempati, şefkat, iyilikseverlik, dostluk, romantik veya ebeveyn sevgisi…
Tüm durumlarda, aynı duygusal aile söz konusudur ve mesele yankılanma ve oksitosinle ilgilidir. Bu, bu sevgi ifadelerinin güzelliğinden ve büyüsünden ya da faydalarından hiçbir şey eksiltmez.
Des exercices de la méditation de pleine conscience nous apprennent à cultiver en nous toutes formes d’amour bienveillant (loving kindness), qu’il s’agisse de compassion, de gratitude, de bonté altruiste ou d’autres encore.
Süreç basittir: Dikkat dengeleme ve açık farkındalık geliştirme aşaması tamamlandıktan sonra, ele alınan duygu zihinsel imgeler yoluyla yüzeye çıkarılabilir, geçmiş deneyimler ve anılar harekete geçirilebilir. Ardından, bu duygunun bedeninizdeki tezahürlerini gözlemlemek için zaman ayırın; bu tezahürler genellikle göğüste hafif bir sıcaklık ve genel bir sakinlik hissi şeklinde ortaya çıkar.
Meditasyon yapmayı hiç öğrenmemiş olsanız bile, bu sizin de ulaşabileceğiniz bir şey. Sakin bir anda, sırtınız dik, ayaklarınız yere düz basacak şekilde ve gözleriniz kapalı oturun.
Ve şu anda hayatınızda var olan tüm sevginin farkına varın, biçimi (verilen veya alınan) ve yoğunluğu ne olursa olsun: sevdiklerinize duyduğunuz sevgi; günlük hayatınızdaki dostluk ve sempati bağları; hayvanlara karşı şefkat; anne babanıza, öğretmenlerinize duyduğunuz minnet; hayata duyduğunuz sevgi…
Bu duyguyu doyasıya yaşamak, nefes almak, bu hissin içinizde hak ettiği yeri almasına, bedeninizde yerleşmesine ve sadece düşüncelerinizde ve kafanızda var olmamasına izin vermek için zaman ayırın.
Bu tür bir farkındalık, sık sık uygulandığı takdirde, son derece faydalıdır. Sevme ve sevgiyi ifade etme yeteneğimizi daha da artırır. Ve duygusal bağların temsil ettiği mutluluk ve enerji kaynağına gözlerimizi açar.
Güneş enerjisi gibi, tükenmez ve her yerde erişilebilir. Kabul edelim ki, hayatlarımız bazen gri olabiliyor, ancak bu anlarda bile bizi ısıtabilecek küçük bir sevgi ışığı her zaman vardır: onu bulmak, kucaklamak ve tadını çıkarmak bize kalmış.
Resim: Tuhaf yaratıklar arasında geçen romantik ön sevişmeler.
PS : cette chronique a été publiée à l’origine dans Psychologies Magazine en mars 2025.
Références :
- Rinne ve ark. Aşkların beden haritaları, Felsefi Psikoloji, 2023.
- Aşk 2.0, Marabout, 2013.
